ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, yeşil kart başvurularında göçmenlerin siyasi görüşlerini daha yakından incelemeye hazırlandığı öne sürüldü.
İddiaya göre, İsrail‘i eleştiren veya Filistin‘e destek gösterilerine katılan kişilerin başvurularının olumsuz değerlendirilmesi teşvik ediliyor.
The New York Times‘ın haberine göre, İç Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan eğitim materyallerinde göçmenlik yetkililerine bu yönde rehberlik sağlandı. ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri bünyesindeki görevlilere dağıtılan belgelerde, üniversitelerde Filistin’e destek gösterilerine katılan ya da sosyal medyada İsrail’i eleştiren paylaşımlar yapan kişilerin başvurularının “ağırlıklı olarak olumsuz” değerlendirilmesinin teşvik edildiği belirtildi.
Sosyal medya paylaşımları da incelenecek
Materyallerde, örnek olarak bazı sosyal medya içeriklerine de yer verildi. Bunlar arasında “Filistin’e yönelik İsrail terörüne son verin.” ifadeleri bulunan paylaşımlar ve İsrail bayrağına yönelik görseller öne çıktı. Ayrıca 2024 yılında dünya genelinde üniversitelerde düzenlenen Filistin protestolarına katılan kişilere odaklanılması yönünde yönlendirme yapıldığı kaydedildi.
ABD bayrağının yakılmasına ilişkin daha önce imzalanan başkanlık kararnamesine atıf yapılarak, “bayrağa saygısızlık” da değerlendirme kriterleri arasında gösterildi. Ancak ABD Anayasası, bayrak yakmayı “sembolik siyasi ifade” kapsamında koruma altına alıyor.
Tepkiler ve tartışmalar
USCIS yetkilisi Zach Kahler, “ABD’den nefret ediyorsanız burada yaşamayı talep etme hakkınız yok” diyerek uygulamayı savundu. Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Abigail Jackson ise bu yaklaşımın ifade özgürlüğüyle değil, ulusal güvenlikle ilgili olduğunu ifade etti.
Buna karşın, uygulama meşru siyasi görüşlerin kısıtlanabileceği ve İsrail hükümetine yönelik eleştiriler ile antisemitizmin aynı çerçevede değerlendirilebileceği gerekçesiyle eleştiriliyor. Eski USCIS yetkilisi Amanda Baran, “ifade özgürlüğü vaadiyle kurulan bir ülkede ideolojik değerlendirmelerin yeri olmadığını” belirtti.
Uzmanlar, ABD’de geçmişte de bazı ideolojik gerekçelerle başvuruların reddedildiğini ancak bu durumun genellikle şiddet çağrısı veya anayasal hakların ihlaliyle sınırlı olduğunu hatırlatıyor.

Dört duvar arasına sıkışan, bilgisayarla yaşayan, e-postalar ile boğuşan beyaz yakalıların dünyası.
