Toygun ATİLLA
Eğitimin önemini ve kıymetini bilen bir nesilden geliyorum. Bu alanda yıllardır önemli çabalar veren bir sivil toplum kuruluşu olarak da Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın ben de özel bir yeri var.
Bugün o vakfın koltuğuna İpek Kıraç oturdu. Sosyal medyasından ise ilk kez duygularını ifade eden bir paylaşım yaptı.
“Bu bir görev değil, annemin emaneti”... Benim için o paylaşımda en etkileyen cümlelerden biriydi.
Suna Kıraç’a yazılmış bir mektuptu okuduğum sanki…
Annemin emaneti olan cümleden sonraki satır ise benim de inandığım bir hayaldi; “Bir çocuk değişir demek, Türkiye gelişir demek”
Bu cümle aslında Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın 30 yıla yaklaşan hikayesinin de özeti gibiydi.
Bu hikayenin merkezindeki isim de Suna Kıraç’tı…
Türkiye’de pek çok vakıf kuruldu, büyüdü, kayboldu TEGV ise hep başka bir yerdeydi.
TEGV sadece bir eğitimle tanımlamak bence eksik kalırdı, bana sorarsanız TEGV Cumhuriyetin idealini, meşalesini taşıyordu.
İpek Kıraç’ın mesajında şunlar da vardı: “Atatürk’ün ve Cumhuriyet’in değerleri, ortak idealler, çocuklar için yeni ufuklar”
Bu cümleler bir kurumsal aidiyetin DNA’sı gibiydi…
Evet, TEGV’in yönü değişmeyecekti, İpek Kıraç’ın ise sorumluluğu, yükü artacak bundan sonra…
Çünkü bu miras, büyük bir sorumluluk ve manevi bir yük…
İpek Kıraç’ın ise bu sorumluluğu kaldıracağından ve mirası çok daha ileri taşıyacağından zerre şüphem yok. Göreceksiniz TEGV, “Atatürk’ün ve Cumhuriyet’in değerleri, ortak idealler, çocuklar için yeni ufuklar” açmaya devam edecek…
Onun için diyorum ki, Suna Kıraç’ın emaneti emin ellerde…
patronlardunyasi.com
Dört duvar arasına sıkışan, bilgisayarla yaşayan, e-postalar ile boğuşan beyaz yakalıların dünyası.
