İZTO Başkanı Özgener: Sanayide çözümün anahtarı enflasyona bağlı

Özlem SARSIN

Özgener, dün­ya ekonomisinde belirsiz­liklerin arttığı ve olumsuz se­naryoların giderek daha somut biçimde gündeme geldiği bu dönemde, Türkiye ekonomisi açısından iç politika çerçevesi­nin daha da önemli hale geldiği­ni söyledi.

Nisan ayı meclis toplantısın­da üyelere seslenen Özgener, çalkantıların etkisini sınırla­mak adına finansal kırılganlık­ların mümkün olan en düşük seviyeye indirilmesinin kritik önem taşıdığını ifade etti. Eko­nomik Programın devrede ol­masının önemli bir denge un­suru oluşturduğunu belirten Özgener, programın Türkiye için bir pusula görevi gördüğün vurguladı.

“Ekonomik program önemli bir tampon”

Özgener sözlerine şöyle de­vam etti, “Ekonomik program, savaşın kısa vadeli etkileri­ni “negatif ama yönetilebilir” bir çerçevede tutarak, özellikle enerji arz güvenliğinin korun­ması ve şokların sınırlanması açısından önemli bir tampon gö­revi üstleniyor. Maliye politika­sı tarafında kullanılan yakıt fi­yatlama mekanizması ve mev­cut mali alan, petrol şokunun enflasyona geçişini sınırlaya­rak ekonomik oynaklığı absor­be eden bir denge unsuru oluş­turuyor.

Program kapsamında rezerv birikimi, kamunun gö­rece düşük borcu ve azalan dış finansman ihtiyacı gibi makro tamponların güçlendirilmesi, ülkemizin dış şoklara karşı da­yanıklılığı noktasında önem­li bir avantaj sağlıyor. Bunlarla beraber, dezenflasyon sürecine bağlı kalınması ve kural bazlı po­litika çerçevesinin sürdürülme­si, hem finansal piyasaların hem de yatırımcı algısının kriz döne­minde daha istikrarlı kalmasını sağlıyor. Ancak, enflasyonla mü­cadele kapsamında uygulanan değerli TL politikası ile birlikte savaşın etkisiyle artan faizler ve maliyetler, reel sektör üzerinde ciddi bir baskı yaratmaya devam ediyor” dedi.

“Sürdürülen politikada güncelleme gerekiyor”

Sanayi sektöründeki ivme kaybına da dikkat çeken Özge­ner, reel sektörün hem üretim hem de finansman tarafında gi­derek artan bir baskı altında ol­duğunu, maliyet artışları, talep­teki zayıflama ve finansmana erişimde yaşanan sıkılaşmanın belirli alanlarda belirgin sıkın­tılar yarattığını kaydetti. Özge­ner sözlerine şöyle devam etti, “Güçlü bir ekonomik program olmadığı takdirde enflasyonla mücadelede yol alamayız. Bugün geldiğimiz noktada; programın hedeflerine ulaşma sürecinde beklenen hızın gerisinde kalın­dığını görüyoruz. Ancak ne yazık ki enflasyonu dizginlemek ve fi­yatlar genel seviyesinde istikra­rı yeniden yakalamak için sıfır­dan bir başka alternatif politika üretme şansımız yok. Enflasyon düşüşe geçti ancak istenilen se­viyede değil. Enflasyonu kalıcı biçimde düşürmeden, sanayide yaşanan sıkıntıların sürdürüle­bilir şekilde çözülmesinin müm­kün olmadığını da bir kez daha vurgulamak istiyorum.”

Önümüzdeki dönemde daha etkin ve sonuç odaklı adımlar­la ilerleyebilmek için Ekonomik Programın gözden geçirilmesi ve gerekli güncellemelerin ya­pılması gerektiğinin altını çi­zen Özgener, “Elbette, Ekono­mik Programı uygulayarak elde ettiğimiz kazanımlarımızı yok sayamayız. Ancak değişen ko­şulları ve iş dünyasının beklen­tilerini de dikkate alarak, finans ağırlıklı, rezerv ağırlıklı, baskı­lanmış kur ağırlıklı sürdürülen politikada güncelleme yapılma­sı gerekiyor” dedi.

“Orta Koridor önem kazanıyor”

Orta Koridor projesinin, Çin ve Asya ile Avrupa arasındaki ticaretin Türkiye üzerinden daha hızlı ve güvenli yönlendirilmesine imkân tanıyarak tedarik zincirlerinin yeniden konumlanmasına stratejik zemin oluşturduğunu belirten Özgener, Çin ile süren ekonomik etkileşim ve Orta Koridor’un sunduğu lojistik avantajların, Türkiye’nin yatırım çekme kapasitesini ve küresel değer zincirlerindeki konumunu güçlendirebileceğini ifade etti. Ancak bu potansiyelin yatırıma ve üretime dönüşebilmesi için mevcut firmaların ayakta kalması ve kapasite kaybı yaşanmamasının kritik olduğunu vurguladı.

Exit mobile version