Burak ARTUNER
Cunda’nın taş sokaklarından geçerek ulaştığım müzenin hemen girişinde Koç Ailesi’nin Hacı Bayram-ı Veli’ye uzanan soyağacı tablosu bulunuyor.
Koç Ailesi’nin Hacı Bayram-ı Veli’ye uzanan şeceresi
Müzeye adını veren Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç, 1352 ile 1429 arasında yaşayan ve İkinci Murad zamanında çok daha etkili Hacı Bayram-ı Veli’nin 19’uncu kuşaktan torunu oluyor.
Cunda’daki Rahmi Koç müzesinin dışarıdan görüntüsü
Daha müzenin girişindeki bu soyağacı fotoğrafı, ‘köklere bağlılığı’ gösteriyor…
Cunda’daki ‘Taksiyarhis Kilisesi’nin restore edilmesiyle 12 yıl önce 31 Mayıs’ta açılan Rahmi M. Koç Müzesi’ni gezerken, burayı ünlü iş insanının kişisel hafızasının küçük bir haritası gibi okuyorum.
Rahmi Koç gibi Türkiye’de sanayi, koleksiyonerlik ve “eski dünyanın zarafeti” kavramlarıyla özdeşleşmiş bir patronun karakterini, müzedeki objelere bakarak çıkarmaya çalışıyorum.
Müzenin giriş kapısının yanında 1900’lerin başında kullanılmış ilk yazar kasa örneklerinden birini görüyorum…
Müzenin hemen girişindeki 1900’lü yıllardaki bir ‘Yazar Kasa’
Bu pirinç kaplı mekanik kasa, ailenin ‘ticaret geçmişine’ bir vurgunun ifadesi gibi…
Bugünün dijital ödeme dünyasında sıradan görünebilir bu yazar kasa…
Ama bir dönem bu makineler, dükkânların kalbiydi.
Her “çıt” sesi bir satış anlamına gelirdi.
Her çekilen kol günün bereketini simgelerdi.
Pirinç detayları, ağır mekanik sistemi ve neredeyse kasa görünümündeki heybetiyle bu eski yazar kasalar aslında erken dönem kapitalizmin küçük anıtları gibiydi.
Üstelik sadece para saymıyordu; güven duygusu da üretiyordu.
Çünkü fiş kesmek, kayıt tutmak ve hesabı şeffaflaştırmak modern ticaret kültürünün temeliydi.
Rahmi Koç’un bu tür objelere ilgisi de tam burada anlam kazanıyor. Onun koleksiyonculuğu yalnızca “zenginlik objeleri”ni toplamıyor; Türkiye’nin çalışma, üretme ve ticaret etme hafızasını koruyor.
Sonra ‘denizcilik tutkusu’nu gösteren objeler…
Tarihi dalgıç kıyafeti
Tarihi bir gemi dümeni, dalgıç kıyafeti, navigasyon aletleri, tekne ekipmanları, Norveç yapımı tarihi bir pusula, envai çeşit yelkenli ve buharlı gemi maketleri…
Müzede 1930 yapımı bir buharlı geminin maketi
Bilinmeyen yerlere uzanma isteğiyle yanıp tutuşan bir Jules Verne hayranının, ilk çocukluğunda ya da gençliğinde ‘Denizler Altında 20 Bin Fersah’ı okumuş birinin hayallerini günümüze taşıyor sanki.
TUTKULU BİR ROMANTİZMİN YANSIMASI
Sonra tarihi arabalar ve motosikletler, hep bir ‘seyahat severliğin’ işaretleri…
Rahmi Koç’un koleksiyonculuğunun bir ‘elit hobisi’ olmaktan öte, emek kokan objelerle çoğalan ve insana yaşam enerjisi veren ‘tutkulu bir romantizm’ olduğunu düşünüyorum.
Müzede bir mektup terazisi
MEKTUP OBJELERİ VE SAATLERİN ANLATTIĞI
Mesela müzedeki mektuplara ait pek çok obje, ‘Zaman’a direnen özel cep ve masa saatleri bunun bir yansıması gibi duruyor.
Müzedeki saatler ‘Zamana saygı’ mesajı veriyor sanki
Sonra buhar makineleri… İlk dönem motor teknolojilerine dair örnekler…
Türkiye’de sanayi kültürünün yükseldiği yıllarda büyüyen bir kuşak için makina sadece makina değildi.
Bir medeniyet sembolüydü.
Sonra oyuncaklar…
BÜYÜK KOLEKSİYONERLER ÇOCUKLUK MERAKLARIYLA BÜYÜR
Müzedeki oyuncak tren setleri, oyuncak arabalar…
Büyük koleksiyonerlerin ‘çocukluk merakları’yla büyüdüğünü ispatlar nitelikte…
Çünkü bir oyuncak tren seti, zamanla gerçek lokomotiflere dönüşür.
Tarihi bir lokomotif
Oyuncak tekne gerçek yelkenlilere…
Mekanik oyuncaklar ise endüstri tarihine…
O yüzden bu müzenin, bir milyarderin gösteri alanı değil, merakını hiç kaybetmemiş bir çocuğun hafıza mekanı olduğunu geçiriyorum içimden.
Sonra bir köşede
Üç hilalli objeler…
Üç Hilal objeleri
‘Milli Duruş’un, köklü bir geçmişin hatırlatması…
AYVALIK’TA GASTROFEST COŞKUSU
Öte yandan;
Kuzey Ege’nin önemli turizm merkezlerinden Ayvalık, bu hafta sonu ikinci kez düzenlenen Uluslararası Ayvalık GastroFest’e ev sahipliği yaptı. Gastronomi profesyonelleri, şefler, akademisyenler ve üreticileri bir araya getiren festivalde tadım etkinlikleri, workshoplar ve gastro şovlar düzenlendi. Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, Uluslararası Gastrofest’in açılışında yaptığı konuşmada Ayvalık’ın gastronomi kimliğinin yalnızca mutfaktan ibaret olmadığını, üretim kültürü, kadın emeği ve yerel değerlerle şekillenen yaşayan bir miras olduğunu söyledi.
patronlardunyasi.com
Dört duvar arasına sıkışan, bilgisayarla yaşayan, e-postalar ile boğuşan beyaz yakalıların dünyası.
