Burak ARTUNER
Türkiye bazen öyle bir ülke oluyor ki, sosyoloji kitapları yetişemiyor.
Bir bakıyorsunuz holding patronu sanatçıya destek veriyor, sanatçı maden işçisinin yanında duruyor; zincirin sonunda benim gibi bazıları ise “Hayırlısı?” demekten kendini alamıyor.
Türkiye’nin en köklü sanayi ailelerinden birinin temsilcisi ve Şeref Başkanı Rahmi Koç, geçtiğimiz günlerde Gırgıriye’de sandalye krizi nedeniyle bir seyirciyle tartışan ve sonrasında hastanelik olan tiyatronun ve mizahın duayen isimlerinden Müjdat Gezen’e, yeniden sahnelediği oyunu izleyerek destek verdi.
Bu, ilk bakışta bir haberdi.
İkinci bakışta ise bir sosyoloji deneyi.
Çünkü Türkiye’de sınıflar genelde birbirine uzaktan bakar:
Zenginler yukarıdan, sanatçılar sahneden, işçiler ise yerin metrelerce altından.
Ama bu kez tablo farklıydı.
En etkili patron, sanatçıya zor gününde omuz verdi…
Peki ne olmuştu, olay neydi?
Müjdat Gezen’in başrollerinde yer aldığı ‘Gırgıriye’ müzikali öncesi bir seyirci sahneyi görmesinin imkansız olduğu bir yerde, plastik koltuk için 4 bin lira ödemesine tepki göstermiş. Ünlü sanatçıya da bağırmıştı. Buna sinirlenen Müjdat Gezen de oyunu iptal etmişti.
Sonra hastaneden çıkınca, yeniden düzenlenen salonda oyunu sergilemişti.
Rahmi Koç da o oyuna giderek, Müjdat Gezen’e saygısını göstermişti.
Aynı Müjdat Gezen, bugün bir kısım medyanın “Seyirciyi fırçaladı” eleştirilerinin de hedefindeydi…
BAŞINDA SARI BARET İŞÇİLERE MESAJ YOLLADI
En etkili patronun zor gününde destek verdiği Müjdat Gezen ise bir yanda hastalığıyla uğraşırken bir yanda çarpıcı kısa bir video çekerek, Ankara’da, ücret ve tazminat haklarının verilmemesine karşı Enerji Bakanlığı önünde eylem yapan bir grup maden işçisine destek verdi.
Videoda belden yukarısı çıplak olan ve kafasına sarı bir baret takan Gezen, “Yanınızdayım, sizinleyim, tam içinizden biriyim” ifadelerini kullandı.
Bu zincirleme destek gösterileri, sermaye-emek ilişkisine dair düşüncelere sevk etti beni.
Ekonomik sınıflar arasında bir “yardımlaşma zinciri” oluşmuştu sanki.
“DUYGUSAL BİR YAKINLAŞMA” MI?
Bu zincirin en ilginç tarafı, kimsenin kimliğini değiştirmemesiydi.
Rahmi Koç hâlâ sanayici, Müjdat Gezen hâlâ sanatçı, maden işçisi hâlâ bakanlığın önünde eylemde…
Ben bunu, sosyal mesafeli duygusal bir yakınlaşma olarak gördüm, sınıflar arası keskin çizgileri bir süreliğine de ortadan kaldıran bir duygusal yakınlaşma…
Ama bir gün Koç Holding’in bir fabrikasında ya da sanayi tesisinde bir işçi grevi olur da…
Müjdat Gezen oradaki işçilere de mesaj gönderir mi, gönderirse ne der, açıkçası tahmin etmek hayli zor.
Güzel ülkemde, her zaman ‘Artık hiçbir şeye şaşırmıyorum’ dersin ama hemen her gün seni şaşırtacak bir şeyler çıkar durur…
Güzel ülkem, hayat sende yaşanır.
Dört duvar arasına sıkışan, bilgisayarla yaşayan, e-postalar ile boğuşan beyaz yakalıların dünyası.
