Soichiro Honda: ‘Başarı, yüzde 99 başarısızlıktır’

Toygun ATİLLA

TOYOTA ÜRÜNLERİNİ KABUL ETMEDİ

1930’lu yılların sonu… Japonya hızla sanayileşiyordu. Genç Soichiro Honda’nın tek hayali Toyota’ya parça satabilmekti. Aylarca çalıştı, piston segmanları tasarladı. Elindeki bütün birikimini bu işe yatırdı. Hayatının fırsatı olduğunu düşünüyordu.

Hiçbir şey umduğu gibi gitmedi, reddedildi. Toyota ürünlerini kabul etmedi.

Bugün birçok girişimci için bu son olurdu. Honda için ise başlangıç oldu. Eksiklerini anlamaya çalıştı. Yeniden okudu, tasarladı, denedi.

Aylar sonra Toyota sipariş verdi. Honda ilk büyük savaşını kazanmıştı.

ÖNCE BOMBALAR SONRA DEPREM YIKTI

Ama hayat onun için daha yeni hazırlanıyordu.

İkinci Dünya Savaşı başladığında Honda’nın fabrikası üretim yapıyordu. Sonra bombardımanlar geldi. Fabrikanın bir bölümü yıkıldı. Kalan kısmı ise savaşın sonlarına doğru tekrar zarar gördü. Tam yeniden toparlanmaya çalışırken bu kez deprem geldi. Fabrika yerle bir oldu.

Bir insanın yıllarca emek verdiği her şey birkaç yıl içinde iki kez yok olmuştu. Bugün dönüp baktığımızda Honda’nın hikâyesindeki asıl kırılma anının burada yaşandığını görüyoruz.

Honda peş peşe gelen felaketlerle mücadele etti. Sonunda şirketini satmak zorunda kaldı. Fabrikası da planları da parası da yoktu.

HAYATINI DEĞİŞTİREN AN

1946 yılı…

Japonya savaşın yaralarını sarmaya çalışıyor.

Benzin yoktu, toplu ulaşım yetersizdi, insanlar kilometrelerce yürüyerek işe gidiyordu.

Bir gün Soichiro Honda evinin önündeki bisiklete baktı, sonra elindeki küçük motora sonra tekrar bisiklete…

Belki de Patronun Not Defteri’nin bugünkü kahramanını kahraman yapan an tam olarak buydu.

Honda ise fırsata, geleceğe bakıyordu.

Küçük bir motoru bisiklete monte etti. Ortaya bugün son derece sıradan görünen bir fikir çıktı. Ama o gün Japonya için devrimdi. İnsanlar yürümek yerine motorlu bisiklet kullanmaya başladı. Siparişler yağdı, talep büyüdü, Honda Motor Company doğdu.

KENDİSİNİ TAMİRCİ OLARAK GÖREN PATRON

Soichiro Honda hiçbir zaman klasik bir patron olmadı. Takım elbiselerden hoşlanmıyordu. Ellerini yağ içinde görmekten rahatsız olmuyordu. Toplantı odalarından çok üretim alanlarını seviyordu. Mühendislik onun için sadece meslek değil tutkuydu. Belki de bu yüzden şirket büyüdükçe bile fabrikalara gitmeye devam etti. Çünkü o kendisini patron olarak değil, tamirci olarak görüyordu.

BAŞARI, YÜZDE 99 BAŞARISIZLIKTIR

Yıllar sonra kendisine başarı sorulduğunda şu cevabı verdi: “Başarı, yüzde 99 başarısızlıktır.”

Honda’ya göre başarı bir zirve değildi. Başarı; Reddedildikten sonra yeniden denemekti, yıkıldıktan sonra yeniden kurmaktı, kaybettikten sonra yeniden başlamaktı.

Onun hayatında başarıya giden yol düz bir çizgi değildi. Engebeli bir dağ yoluydu. O ise yürümeye devam etti.

PATRONLAR DÜNYASI NOTU

Bugün insanlar Honda’nın ürettiği otomobilleri, motosikletleri görüyor. O otomobillerin, o motosikletlerin arkasında bir ret cevabı, bombardıman, deprem var.

Tüm bunlara rağmen evinin önünde duran bisiklete farklı gözle bakan bir adam var. Belki de başarının sırrı budur. Herkesin gördüğüne bakıp, kimsenin görmediğini görebilmek…

patronlardunyasi.com

Exit mobile version