The Financial Times’da yer alan habere göre, Amerikan yatırım bankası Jefferies’in CEO’su Rich Handler ne zaman ağustos ayında Yunanistan’a gidecek olsa yönetim kurulunu kriz korkusu sarıyordu. 2007 yılında Handler yatındayken Wall Street kaldıraç gevşetme hamlesiyle ertesi yılki mali krizin haberini vermişti. 2011’deki Euro Bölgesi borç krizinin ilk günlerinde Handler yine Yunanistan’daydı.
On yıl sonra bu kez Turks ve Caicos Adaları’nda tatildeyken bir telefon aldı. Karşı taraftaki kaygılı ses Jefferies’in hisse alım satım sorumlusuna aitti. Şirketin o günlerde bilinmeyen, Archegos adında bir işletmeyle başının dertte olduğunu söylüyordu.
Handler yaşadıklarını Financial Times’a şu sözlerle anlatıyor:
“Hemen ‘Baharatlı bir margarita alıp 15 dakikaya döneceğim. Geri döndüğümde bana tek bir sayı ver: Kaç para kaybettiğimizi söyle. Ofise dönünce bütün detayları istiyorum’ dedim.”
BÜYÜK RESİM
Jefferies, Archegos’un çöküşünden 40 milyon dolarlık mütevazı bir zararla kurtuldu. Birçok banka milyarlarca dolarını kaptırmıştı.
Handler “Tatildeyken olaylara çok yakın olmadığınız için bazen durumu daha net görüyorsunuz. Ekibimiz sorunu doğru tespit edip bir an önce harekete geçerek büyük iş başardı. Böyle olunca siz de büyük resme bakıp karar verebiliyorsunuz” diyor.
Birçok CEO ve üst düzey yönetici bu yaz yıllık izinlerini kullanırken iş yeriyle teması ne kadar keseceklerine karar vermek zorunda kalacak. Bazı danışmanlara göre gerçekten dinlenebilmek için işten tamamen kopup yetkiyi ekibinize devretmek şart. Kimileriyse iletişimin ve işin içinde kalmanın kaçınılmaz olduğuna inanıyor.
“15 GÜN ÇOK UZUN”
Esaslı bir dinlenmenin yararları ortada. İyi dinlenmiş bir zihin ve bedenin insanı daha yaratıcı, daha verimli ve ruhsal açıdan daha sağlıklı kıldığını gösteren birçok araştırma var. Çok çalışmanın psikofizyolojik bedelleri ağır. Stres, yorgunluk ve huysuzluk gibi bu etkiler doğru toparlanma süreciyle düzeltilmezse performansı olumsuz etkilemeye başlayabiliyor.
Ancak çok sayıda profesyonel için uzaktan çalışmanın norm haline geldiği ve iş yeriyle temasın neredeyse hiç kesilmediği bugünün iş dünyasında, birçok yöneticinin ofisten tamamen kopması gerçekçi görünmüyor.
“The Crazy Busy Cure” kitabının yazarı Zena Everett’e göre üst düzey bir yöneticinin 15 gün boyunca iş yerinden erişilmez olabileceğini düşünmek “naiflik” olur.
BELİRLEYİCİ OLAN ŞİRKET KÜLTÜRÜ
Everett “Elbette insanların sürekli telefonlarını kontrol etmesi iyi bir şey değil. Ama hızlı bir WhatsApp mesajı günün geri kalanında dinlenmelerini sağlayacaksa bundan çekinilmemeli” diyor. Yönetici koçu ve yazar Andy Brown ise farklı düşünenlerden. Ona göre e-posta kontrolü zararsız görünse de ayakkabının içindeki taş etkisi yapıyor. “Çok önemli değil ama yine de rahatsız ediyor” diyor.
Toplumsal normlar da önemli. Seyahat firması Expedia’nın “tatil yoksunluğu” konulu yeni araştırmasına göre, Fransa ve Hong Kong’daki çalışanlar her yaz yaklaşık bir ay izin kullanırken oldukça rahat. Amerikalıların yarıdan fazlası ise kendilerine tanınan 12 günlük standart izin süresini bile kullanmakta zorlanıyor.
Brown, şirket kültürünün sosyal normları daha da karmaşık hale getirebildiğini söylüyor.
Ama çoğu şey hala kişiye bağlı. En çok zorlananlar “nihai sorumluluk bende” diye düşünen patron tipi.
Brown’a göre böyleleri tatili “görevi ihmal” olarak bile görebiliyor.
KÜÇÜK İŞLETME FARKI
Küçük işletmelerin patronları bu yaklaşıma daha meyilli. Londra merkezli Wizzard ajansının başında bulunan James Howard-Vyse “Girişimci olarak her şeyi işler halde tutmanın benim görevim olduğunu hissediyorum. Neticede en kötü durumdaki kişi ben oluyorum. Tatil meselesi de buna dahil” diyor.
Uzmanlara göre aşırı empati ve suçluluk duygusu da engel teşkil edebiliyor.
Yönetici koçu ve “From Tension to Transformation” kitabının yazarı Janet Harvey yıllık izin sırasında ekipten gelen telefonlara cevap vermenin veya küçük işleri halletmenin genellikle iyi niyetten kaynaklandığını söylese de tavsiye etmiyor. Çünkü hem yönetici ihtiyaç duyduğu dinlenmeden mahrum kalıyor hem de sürekli kontrol edilmek ekipte kendilerine güvenilmediği ve mikro yönetime maruz kaldıkları hissi yaratabiliyor.
Harvey “Aslında ‘Ben olmazsam ekibim işleyemez’ düşüncesi son derece saygısızca! Bizzat işe aldığınız insanların görevini yapamadığına inanmış oluyorsunuz” diyor.
“BEKLENTİLER NET OLMALI”
Alman finans teknolojisi firması Riverty’nin ticaretten sorumlu genel müdürü Jörg Schnelle ise “her zaman erişilebilir” olma hissini sevdiğini ve oturum açmanın rahatlamasına yardımcı olduğunu itiraf ediyor.
Schnelle “Asla telefonsuz duramamak gibi bir durum söz konusu değil. Tayland’da iki üç gün boyunca hiçbir bağlantım olmadan ormanda kaldım ve yaşayabildim. Ama işlere bakmak sizi strese sokmadıktan sonra mesele yok” diyor.
Chartered Institute of Personnel and Development’ın (CIPD) personel ve dönüşüm direktörü Amanda Arrowsmith’e göre yöneticiler ne karar verecekse versin bunu önceden planlamalı.
Takvimler ve iş akışları önceden ayarlanmalı ve yöneticiler meslektaşlarının ve ekiplerinin kendilerine ne zaman ulaşıp ulaşmaması gerektiğine dair beklentilerini net bir şekilde bildirmeli.
CIPD’nin patronlara sunduğu kılavuz kurallarda “izin alarak başkalarına örnek olmaları” ve “yılık izin kullanan personele suçluluk duygusu hissettirmemeleri” tavsiye ediliyor.
“E-POSTA STRES YARATABİLİR”
İK çözümleri sunan SD Worx’ün personel baş sorumlusu Bruce Fecheyr-Lippens’a göre müdürler tüm bildirimleri durdurmalı. “Teams, Outlook ve başka ne varsa durdurun. Aksi halde, bilgisayarınızı keyif için kullanıyor olsanız bile her zaman tetiklenebilirsiniz demektir. Bu da ölümcül olur” diyor. Başka ipuçları da veriyor. Ona göre acele e-postalar gönderilmemeli (tek satırlık mesajlar çözüm amaçlı olsa da bir o kadar “panik ve stres” yaratabiliyor); yokluğunuzda kiminle bağlantı kurulacağına dair net talimatlarla “çalışmıyor” durumu netleştirilmeli ve işe dönüşte e-postaları düzenlemek için yarım gün ayrılmalı.
İK ajansı Porter Novelli’nin CEO’su Jillian Janaczek ise çalışırken ve izin zamanlarında “benden beklentileri belirlerken son derece bilinçli ve dikkatli davranıyorum” diyor.
Dokuz kişilik operasyon komitesi, grup takvimi tutarak “hepimizin nerede olduğunu, kimin olmadığını, yerine kimin baktığını” net bir şekilde belirliyor. Böylece kriz çıktığında kimin müdahale edeceği belli oluyor.
Yine de geçen yıl bu işletmeyi kurduktan sonra geçtiğimiz günlerde çıktığı ilk tatil kesintiye uğramış. Önce şirket genelinde bir gönüllülük günü, sonra bir sabah hayır diyemeyeceği bir konferans bağlantısı gerekmiş. Sonuncusunu ailesine önceden haber vererek hallettiğini söylüyor.
Janaczek “Ailem çok çalıştığımı biliyor ama bir şey kaçırıyormuşum gibi hissetmiyorlar. Çünkü nerede olduğum ve ne yaptığımı her zaman elimden geldiğince anlatmaya çalışıyorum” diyorum.
Wizzard’dan Howard-Vyse ağustosta yıllardır ilk kez iki haftalık iznini kullanırken telefon bildirimlerini kapatmayı ve müşterilerine işte olmayacağını önceden haber vermeyi planlıyor.
“Çalışmıyor durumuna geçmek epey büyük bir hamle. Neredeyse yenilgiyi kabullenmek gibi. Ama aslında müşterilere kendileriyle ilgilenecek, sizin kadar kalifiye ekip elemanları olduğunu söylemek kötü bir şey olmasa gerek” diyor.
patronlardunyasi.com

Dört duvar arasına sıkışan, bilgisayarla yaşayan, e-postalar ile boğuşan beyaz yakalıların dünyası.
