Enerji depolama alanındaki yatırımlar 2026 yılında hızlanacak. Yeni mevzuat düzenlemeleri, artan yatırım iştahı ve hızlanan yerli üretim çalışmaları sektörü kritik bir eşikten geçiriyor.
Enerji Depolama Sistemleri Derneği (EDSİS) yönetimi tarafından dün düzenlenen toplantıda, enerji depolama ekosisteminin mevcut durumu, mevzuat değişiklikleri, 2026 projeksiyonları ve sektörde hızlanan yerli üretim adımları kapsamlı şekilde ele alındı; Türkiye’nin enerji dönüşümünde depolamanın üstleneceği kritik rol hazırlandı.
Küresel enerjinin yüzde 66’sı boşa gidiyor
EDSİS Başkanı C. Can Tutaşı, dünya genelinde üretilen primer enerjinin yaklaşık yüzde 66’sının dönüşüm süreçlerinde kaybolduğunu söyledi. Tutaşı, birçok ülkede iletim ve dağıtım kayıplarının yüzde 8 ile 22 aralığında seyrettiğini, yenilenebilir üretimde ise yüzde 5 ile 30 arasında değişen curtailment nedeniyle milyonlarca megavatsaat enerjinin şebekeye aktarılamadığını kaydetti.
Taşı, “Bu tablo, küresel ölçekte üretim artsa bile elektriğin önemli bir bölümünün kullanılmadan boşa gittiğini gösteriyor. Dolayısıyla depolama teknolojileri artık yalnızca destekleyici bir unsur değil, enerji mimarisinin merkezinde yer alıyor. Türkiye’de artan sanayi talebi, yükselen yenilenebilir kurulu güç ve enerji arz güvenliğinin stratejik önemi depolamayı ulusal ölçekte zorunlu kılıyor. Özellikle güneş enerjisinde yaşanan mevsimsel üretim dengesizlikleri ancak depolama yoluyla yönetilebilir. Enerjiyi depolamadığımız sürece hiçbir kaynağı sürdürülebilir hale getiremeyiz” dedi.
Önümüzdeki yıl enerji depolama sektörü için bir dönüm noktası olacağını belirten Tutaşı, tahsis edilen 33 bin MW’lık hibrit kapasitenin yanı sıra 6 bin ile 7 bin MW aralığında öngörülen müstakil depolama projelerinin önemli bir bölümünün yıl içinde fiziki inşaat ve devreye alma aşamasına geçmesini beklediklerini iletti.
2026’da Türkiye’nin ilk büyük ölçekli batarya destekli güneş ve rüzgâr santrallerinin işletmeye alınmasıyla birlikte bu tesislerin şebekede yan hizmetler, pik yönetimi ve frekans regülasyonu gibi kritik alanlarda aktif rol üstlenmesini öngördüklerini dile getiren Tutaşı, “Yerli batarya üretimi için yapılan OEM başvurularının sonuçlanması, enerji yönetim yazılımlarının ticarileşmesi ve konteyner–BMS çözümlerinde yerli tedarik zincirinin olgunlaşmasıyla 2026, depolama teknolojilerinin ithal edilmekten çıkıp Türkiye’de üretilen bir yapıya dönüşmeye başladığı bir yıl olacak. Bu gelişmeler ışığında 2026, yalnızca kapasite tahsis edilen bir dönem değil; depolama teknolojilerinin sahada gerçek anlamda devreye alındığı bir döneme geçiş yılı olacaktır” diye konuştu.
Yüzde 40 talep artışına karşı depolama gereksinimi artıyor
Toplantıda küresel depolama piyasası ve 2030 görünümüne değinen EDSİS Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Alper Terciyanlı, “Dünya Enerji Görünümü 2025 açıkça gösteriyor ki, elektrikleşme hızlandıkça esneklik artık sistemin kırılgan noktası haline geliyor. Küresel elektrik talebinin 2035’e kadar %40 artacağı bir ortamda; serinleme yükleri, veri merkezleri ve sanayideki elektrifikasyon dalgası şebekeleri benzeri görülmemiş bir baskı altında bırakıyor” dedi.

Dört duvar arasına sıkışan, bilgisayarla yaşayan, e-postalar ile boğuşan beyaz yakalıların dünyası.
