featured

Konkordatoda suistimal devri sona erecek

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ferit PARLAK – Nurdoğan ARSLAN ERGÜN

Konkordato başvurula­rında suiistimalleri ön­lemek için yeni adımlar atıldı. Buna göre, Adalet Bakan­lığı, konkordato talebinde bulu­nan şirket ve borçluların sundu­ğu mali belgelere ilişkin kuralları genişletti, mevcut kurallarda ise kapsamlı değişikliğe gitti.

Yeni düzenlemeyle birlikte, konkordato başvurusu artık da­ha zor ve daha detaylı inceleme­ye tabi olacak. Böylece konkorda­tonun kötüye kullanımı önlene­cek ve gerçekten ödeme güçlüğü yaşayan şirketler ile suistimal amaçlı başvuruları ayrılacak.

Resmi Gazete’de yayımlanan yeni yönetmelikle birlikte, kon­kordato talebinde bulunan şir­ketlerin mahkemelere sunacağı finansal tabloların belirli muha­sebe ve raporlama standartlarına uygun hazırlanması zorunlu ha­le getirildi. Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesi­ne Dair Karar uyarınca bağımsız denetime tabi olması durumun­da, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kuru­mu düzenlemelerine göre, uygu­ladığı Türkiye Muhasebe Stan­dartlarını, borçlunun bağım­sız denetime tabi olmayan tüzel kişi tacir olması durumunda Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Stan­dardını, bunlar dışındaki borçlu­lar için 213 sayılı Vergi Usul Ka­nunu ve ilgili mevzuatı uygula­nacak.

3 kategoriye ayrıldı

Yeni düzenlemeyle birlikte, “finansal raporlama” kriterle­ri borçlunun statüsüne göre üç kategoriye ayrıldı. Buna göre; ba­ğımsız denetime tabi büyük şir­ketler “Türkiye Muhasebe Stan­dartları”nı (TMS) kullanacak. Orta boy işletmeler kendilerine özel standartlara tabi olurken, küçük ölçekli borçlular için ise Vergi Usul Kanunu hükümleri geçerli olacak. Bu adımın, mah­kemelere sunulan mali tablola­rın daha şeffaf ve gerçeğe uygun olmasını sağlaması bekleniyor.

Konkordato başvurularının en kritik belgelerinden biri olan ve şirketin mali durumunu teyit eden “makul güvence veren de­netim raporu” konusunda da tek­nik bir değişikliğe gidildi. Yeni maddeye göre, bu raporun artık mahkemeye iki nüsha olarak su­nulması zorunlu hale getirildi.

Denetim kuruluşları için süre 30 güne düştü

Yönetmelikte yapılan bir diğer önemli değişiklik ise bildirim sü­releriyle ilgili oldu. Bağımsız de­netim kuruluşları, hazırladıkları raporları imzaladıkları tarihten itibaren en geç 30 gün içinde ilgi­li kuruma bildirmek zorunda ka­lacak. Daha önce bu süre 60 gün­dü. Ayrıca mahkeme yazı işleri müdürlükleri de dava açıldıktan sonra bu raporları vakit kaybet­meden kuruma iletecek. Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan bu yönetmelik değişikliği, dün itibarıyla yürürlüğe girdi. Düzen­leme, özellikle konkordato süre­cindeki suistimallerin önüne ge­çilmesini ve mahkemelerin daha sağlam mali verilerle karar ver­mesini hedefliyor.

“Konkordato Fonu da şart”

Konu ile ilgili DÜNYA’ya de­ğerlendirmelerde bulunan Anka­ra Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran nakit akışı bozulan ve ta­ahhütlerini yerine getiremeyen şirketlerin konkordatoya baş­vurduğunu ve son dönemde buna yönelik “ticari hayatın dengele­rini bozan” bir furya yaşandığı­na dikkat çekti. Baran, “Son dö­nemde, uluslararası alanda başa­rılı projelere imza atan, borsada işlem gören şirketlerin bile kon­kordato ilan etmesi üyelerimiz arasında tedirginlik oluşturmuş­tu. Ticari hayat irili ufaklı şirket­leriyle bir bütün ve birbirlerine zincir halkalarıyla bağlı.

Bu hal­kadan biri konkordato ilan edip ödemelerini uzun vadeye yaydı­ğında, ondan alacağı olan diğer şirketler ve onların da borçlu ol­duğu diğer şirketlerin nakit den­gesi bozuluyor” dedi. Konkorda­to ilanı sonrasında, konkordato ilan eden şirketle ticari bağı olan şirketlerin koruma çemberi dı­şında bırakıldığına, alacak tu­tarının bir bölümünden feragat ederek indirim anlaşmasını ka­bul etmek durumunda kaldığına, zamanında tahsil edemediği ala­cağının vadeye yayıldığına vur­gu yapan Baran, konkordato ila­nı sonrasında da alacağını tahsil edip edemeyeceğinin belli olma­dığı bir süreç yaşandığını dile ge­tirdi.

Baran, Konkordato Fonu oluş­turularak, konkordato ilan eden şirketlerin diğer şirketlerin de iflasına neden olmasının önüne geçilebileceğini bildirdi. Baran, “Bir firma konkordato ilan etti­ğinde alacaklılar, fondan tahsila­tını yapabilir ve konkordato ilan eden firma da daha sonra borç­larını bu fona ödeyerek süreci ta­mamlayabilir” dedi.

“Alacaklılar sürece daha fazla güven duyacak”

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Toygar Narbay ise yapılan değişikliğin sürecin daha sağlıklı mali verile­re dayanması bakımından olum­lu ve yerinde bir adım olarak de­ğerlendirdi. Narbay “Finansal raporlama çerçevesinin netleş­tirilmesi, makul güvence veren denetim raporunun aranması ve raporların Kuruma bildirilme­sine ilişkin düzenlemeler, mah­kemelerin karar süreçlerinde daha güvenilir mali verilerden yararlanmasına katkı sağlaya­caktır.

Bu da hem borçlu şirke­tin gerçek durumunun daha ob­jektif biçimde görülmesi hem de alacaklıların sürece daha fazla güven duyması açısından önem­lidir” diye konuştu. Yaşama ka­biliyeti olan şirket ile olmayan şirketin doğru ayrıştırılması gerektiğini vurgulayan Narbay, “Bunun için mali tabloların ya­nında nakit akışı, sipariş port­föyü, ihracat bağlantıları, üre­tim kapasitesi, istihdam yapısı, borç ödeme planının gerçekçili­ği ve alacaklılara yaratacağı etki de birlikte değerlendirilmelidir” ifadelerini kulandı.

“Düzenleme şeffaflık için önemli bir gelişme”

Konfeksiyon Yan Sanayicile­ri Derneği (KYSD) Başkanı Mu­rat Özpehlivan da önceki konkor­dato uygulamasının borçlu fir­mayı koruduğunu alacaklı taraf için ise ciddi bir likidite baskısı oluşturduğunu söyledi. Özpehli­van, “Yeni düzenlemenin özellik­le mali raporlama standartları­nı farklı ölçeklerdeki işletmeler için ayrıştırması ve mahkemele­rin karar alma süreçlerini daha sağlam veri setlerine dayandır­mayı hedeflemesi, kurumsal ka­lite ve şeffaflık açısından önemli bir gelişmedir” dedi.

Konkordato mekanizmasının borçlu koruma ile piyasa bütünlüğünü koruma işlevi arasında daha dengeli bir tasarıma ihtiyaç olduğunu kay­deden Özpehlivan, “Konkordato sürecinin zorlaştırılması, borç­lu firmalar açısından daha rasyo­nel, veri temelli ve sürdürülebilir yeniden yapılandırma planları­nın hazırlanmasını teşvik ede­cektir. Bu, kaynak tahsisinde et­kinliği artırabilir. Ancak alacaklı firmalar açısından bakıldığında, bu düzenleme tek başına yeterli bir güvence mekanizması oluş­turmaz. Özellikle tedarik zinci­ri finansmanını koruyacak poli­tikalarla desteklenmelidir” diye konuştu.

“24 milyar liralık kirli çark deşifre edildi”

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen yasa dışı bahis soruşturmasında, 55 zanlı hakkında gözaltı kararı verildiğini bildirdi. Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, Düzce Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Düzce İl Jandarma Komutanlığınca yürütülen titiz çalışmalar neticesinde, yasa dışı bahis şebekesine yönelik 14 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendiğini belirtti.

Bakan Gürlek, şunları kaydetti: “24 milyar lira işlem hacmine ulaştığı tespit edilen bu kirli yapıya yönelik operasyonda, 55 şüpheli hakkında adli süreç başlatılmıştır. Gençlerimizi ve geleceğimizi hedef alan, ülkemizin ekonomisine zarar veren bu suç yapılanmalarının nefesini kesmeye devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Adalet Bakanlığımız ile İçişleri Bakanlığımız arasındaki güçlü eş güdüm ve işbirliği, suç ve suçluyla mücadelede en büyük gücümüzdür. Bu başarılı operasyonu gerçekleştiren Düzce Cumhuriyet Başsavcılığımıza ve Düzce İl Jandarma Komutanlığımıza teşekkür ediyorum.”

“Tedarikçilerin hakları korunmuş olacak”

TOBB Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sektör Meclis Başkanı Şeref Fayat, konkordato taleplerine yönelik olarak alınan kararların, özellikle alacaklı durumdaki firmalar açısından olumlu bir gelişme olduğunu kaydetti. Fayat, “Konkordato ilan etmeye yönelik özel birimler türemeye başladı. Artan suistimallerle birlikte piyasada zincirleme bir etki oluşuyor. Bu zincirleme etki de sektörde güven bunalımı yaratıyor. Güven olmayınca da zaten sermaye sorunu yaşayan sektör kilitleniyor. Bu da işletme sermayesine ve finansa erişimin zor olduğu dönemde kapanmaları artırıyor. Yeni düzenleme ile piyasadaki tedarikçiler korunmuş olacak” şeklinde konuştu.

“Piyasa alacakları bunun dışında tutulmalı”

İTHİB Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Öksüz, atılan adımları desteklediklerini söyledi. Öksüz, “Ayrıca piyasa alacaklarının bunun dışında tutulmasını istiyoruz. Sadece kamu alacakları ve banka alacaklarını kapsayıp bunların yapılandırılması gerekiyor. Çünkü diğer türlü konkordatoya giren firmadan alacağını tahsil edemeyen işletmeler, zora giriyor ve domino etkisi oluşuyor. Yani sistem, bir firmayı kurtarayım derken yüzlerce firmanın batışına neden olabiliyor. Bunun örneklerini de yaşadık. Bu kamunun da yükünü artırıyor, işsizlik artıyor. Düzenlemeye bu konunun da ilave edilmesini bekliyoruz” değerlendirmesi yaptı.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Konkordatoda suistimal devri sona erecek
Giriş Yap

Beyaz Yakarış ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!