Ana sayfa » İş Dünyası » Koronavirüsün Ekonomi, Psikoloji ve Tüketici Davranışları Üzerindeki Etkileri
İş Dünyası Kişisel Gelişim

Koronavirüsün Ekonomi, Psikoloji ve Tüketici Davranışları Üzerindeki Etkileri

Corona Virüsün Ekonomi, Psikoloji ve Tüketici Davranışları Üzerindeki Etkileri
Image Credit: imd.org

Tüm dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs salgını ve ardından gelen karantina dönemi ülkelerin hem sağlık sistemlerini hem de ekonomilerini derinden sarstı. Başta turizm ve sağlık sektörü olmak üzere tüm sektörler bu süreçten payına düşeni aldı. Peki, Koronavirüs salgını bittikten sonra bu sektörler her şeye kaldıkları yerden devam edebilecekler mi? Bu sorunun cevabı pek çok uzmana göre, hayır. Cevabın hayır olmasının arkasında bireysel, şirket ve ülke düzeylerinde borçlanmalardaki artış, travma sonrası ekonomik ve psikolojik toparlanma süreci, tüketim alışkanlıklarındaki değişim gibi birçok sebep var. Bu yazıda ise salgının ekonomi, iş dünyası, psikoloji, tüketim alışkanlıkları ve tüketici davranışları üzerinde yaratacağı olası değişikliklerden bahsedeceğiz.

İçerik

1. Koronavirüs Salgınının Ekonomik Etkileri

1a. Salgından En Çok Etkilenen Ülkeler

1b. Salgından En Çok Etkilenen Sektörler

1c. Salgın Sonrası Ekonomik Toparlanma Süreci

1d. Salgının Türkiye Ekonomisi Üzerindeki Etkileri

2. Koronavirüs ve Karantina Sürecinin Psikolojik Etkileri

2a. Salgının Evreleri

2b. ‘Evde Kal’dık da Neler Değişti?

3. Tüketici Davranışları ve Koronavirüs Salgını

3a. Tüketici Davranışlarını Etkileyen Faktörler

3b. Kooronavirüs ile Üretim Ekonomisi

3c. Tüketici Davranışlarındaki Değişikliğin İş Dünyasına Etkisi

4. Koronavirüs Salgını Bittiğinde Ne Olacak?

4a. Geçici Tüketim Alışkanlıkları

4b. Kalıcı Tüketim Alışkanlıkları

4c. Her Şey Nasıl Normale Dönecek?

5. Sonuç

6. Referanslar

1. Koronavirüs Salgınının Ekonomik Etkileri

Koronavirüs (COVID-19) salgını ortaya çıktığından beri ülkeler adım adım kapanmaya başladılar. Turizm ve uluslararası ticaret faaliyetleri salgından ilk etkilenen alanlar oldu. İlk önce kendilerini dış dünyaya kapatan ülkeler, ardından da ülke içerisinde kapanma önlemlerini devreye soktular. Bu durum başta hizmet sektörü olmak üzere pek çok alanda insanların harcamalarını ve ihtiyaçlarını değiştirdi. Her açıdan darbe almaya başlayan global ekonomik dengelerden gelen çatırtı sesleri her geçen gün arttı. Salgın ekonominin her noktasına etki etmekle birlikte bazı noktalara ölümcül darbesini vurdu. Gelin bu ekonomik etkilere biraz daha derinden bakalım.

1a. Salgından En Çok Etkilenen Ülkeler

Mart 2020’de yapılan bir çalışmada, G20 ülkelerinin gayri safi yurt içi hasıla büyüme oranı tahminleri 2020 için yüzde 3,2‘den yüzde 2,7‘ye düşürüldü.[1] Bazı ekonomistlere göre, salgının gayri safi yurt içi hasıla üzerindeki etkisi bundan da yüksek olacak. Yine bir başka çalışmada, salgın sebebiyle küresel ölçekte gayri safi yurt içi hasılada yaşanacak kayıp en iyi senaryoda 76 milyar dolar, ortalama senaryoda 155 milyar dolar ve en kötü senaryoda ise 346 milyar dolar olarak öngörüldü. [2]

Salgının ekonomik etkilerine ülke bazlı net rakamlarla bakmak için şu an biraz erken. Bunun sebebi ise krizin daha tam etkisini göstermeye başlamaması. Özellikle, kriz döneminde gelir elde edemeyen işletmelerin, eve kapanma döneminin ardından hemen toparlanamayacağı ve devlet desteklerinin artık yetmeyeceği, borçların ödenemeden dağ gibi birikeceği bir gelecekte gerçek ekonomik sonuçları daha net görebiliyor olacağız. Diğer taraftan, hangi ülkelerin bu krizden daha çok etkileneceği konusuna bakarsak gelişmekte olan ülkelerin en büyük sıkıntıyı çekecek olan ülkeler olduğunu söyleyebiliriz. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın açıklamış olduğu tahminlere göre ise, ticaret hacimlerinin kıyaslanmasından bağımsız olarak bu salgından en çok etkilenecek 15 ülke ise aşağıdaki tabloda yer alan şekliyle sıralanıyor.[3]

Koronavirüsün Ticaret Üzerindeki Etkisi

Koronavirüs salgını ile beraber, ülkeler peşi sıra ekonomik paketler açıklamaya ve bu sayede şirketleri ayakta tutmaya, işsiz kalan insanlara yardım ulaştırmaya çalışıyor. Bir anda ortaya çıkan bu büyük para ihtiyacı ise para basma ve borç bulma formülleri ile çözülmeye çalışılıyor. Amerika Birleşik Devletleri para basma formülünden en hasarsız yararlanabilen ülke. Bunun sebebi ise doların tüm dünyada kabul gören bir rezerv para birimi olması. Ancak Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için para basma işlemi rezerv para birimine sahip ülkelerinki kadar kolay olmuyor. O nedenle, Türkiye’de basılan ve dağıtılan paraların yükü doğrudan enflasyon ile birlikte tüm halkın üzerine biniyor. Hal böyle olunca, gelişmekte olan ülkeler için genellikle geriye borç bulma formülü kalıyor. Uygun şartlarda borç bulmak da her ülke için kolay olmamakla birlikte, değişen ekonomik koşullarda nasıl geri ödeneceği sorusunu beraberinde getiriyor.

Sonuç olarak, bu salgından tüm dünya ekonomisi eşine az rastlanan bir hasar alacak. Özellikle, salgın sonrasında öne çıkması beklenen, ‘ülke olarak kendine yetebilme’ trendi ile birlikte gelişmekte olan ülkeler bi’ hayli zorlanacağa benziyor. Bu kriz sonrasında da her zaman olduğu gibi elinde en çok nakdi(tercihen rezerv para birimi) ve üretimi olan ülkeler yaralarını daha hızlı şekilde saracaklar.

1b. Salgından En Çok Etkilenen Sektörler

Koronavirüs her sektör üzerinde olumlu ve olumsuz etkiler bıraktı. Ancak olumlu etkileri olan sektörlerde bile genel ekonomideki negatif etkiler sebebiyle bazı hasarlara yol açtık. Diğer taraftan bazı sektörler var ki bu kriz o sektörde faaliyet gösteren şirketler için ölümcül nitelik taşıyor. Alman menşeli stratejik danışmanlık şirketi Rolan Berger’in salgından etkilenecek sektörlerle ilgili yaptığı çalışmadan çıkan tabloyu aşağıda bulabilirsiniz.[4]

Koronavirüsün sektörel etki matrisi

Bu araştırmaya göre en büyük darbeyi turizm, perakende ve havacılık sektörleri alıyor. Hem karlılık hem de nakit akışı açısında büyük sıkıntı yaşayacak bu sektörlerde kriz etkisi şimdiden sonuçlarını vermeye başladı. Dünyanın önde gelen hava yolu şirketlerinden Ryanair 1 Mayıs’ta 3.000 kadar pilot ve kabin görevlisinin işine son verileceğini açıkladı.[5] Aynı açıklamada işlerin 2022’de ancak normale dönebileceğinin öngörüldüğü de belirtildi. Havacılığın yanı sıra restoranlar, etkinlik firmaları, kongre merkezleri, fuar alanları, oteller ve daha nice turizm alanında faaliyet gösteren firmanın bu salgından uzun süreler hasar almaya devam etmesi bekleniyor.

Salgının ekonomik etkilerinde pastanın büyük payını alan sektörlerin yanı sıra petrol, lojistik ve otomotiv sektörleri de ciddi şekilde yara alacak sektörler içerisinde yer alıyor. Dünya genelinde gayri safi milli hasılanın düşmesi ile beraber lüks tüketim olarak görülen harcamaların kısılması ve nakde olan talebin artmasından ötürü yatırımlarda kesintilerin olması da tüm sektörler için tehdit yaratan diğer bir konu olarak öne çıkıyor.

1c. Salgın Sonrası Ekonomik Toparlanma Süreci

Salgın sonrası ekonomik toparlanma için ilk sorulması gereken soru salgının ne zaman biteceği olmalıdır. COVID-19 salgını için şu an herhangi bir aşı bulunmamakla beraber dünyanın dört bir yanında aşı çalışmaları ve ilaç çalışmaları hız kesmeden devam ediyor. Ancak, BBC tarafından hazırlanan haberde Londra Hijyen ve Tropikal Tıp Okulu’nda Bulaşıcı Hastalıklar Profesörü olarak görev yapan Annelies Wilder-Smith’in şu sözüne yer veriliyor;[6]

“Çoğu aşı uzmanı gibi, bu aşının 18 aydan önce hazır olacağını sanmıyorum”

Aşının bulunmasının 2021’i bulacağı bir senaryoda ekonominin de bu tarihten önce normale dönmesinin beklenmesi de en kibar tarifi ile saflık olur çünkü ekonominin normale dönmesi için öncelikle hayatın normale dönmesi gerekiyor. Aşı bulunana kadar ekonomi kabuk değiştirerek yavaş da olsa toparlanmaya başlayacaktır. Ancak aşının bulunana ve herkes için ulaşılabilir olana kadar ekonomik olarak tam bir toparlanmadan bahsetmemiz mümkün değil. Kimilerine göre bu salgın kapitalizmin de sonunu getirecek devasa bir değişimin de filizlenmesine sebep olacak ve yakın gelecekte son onlarca yıla damgasını vuran kapitalizmin hükümdarlığı sona erecek. [7]

1d. Salgının Türkiye Ekonomisi Üzerindeki Etkileri

Türkiye Koronavirüs salgınına karşı ilk somut önlemleri alan ülkeler arasında yer alıyor. Özellikle temelleri sağlam olan bir sağlık sistemine de sahip olmanın verdiği avantajla şimdiye kadar dünyanın geri kalanına göre sağlık açısından gayet iyi işler yapıldığını söyleyebiliriz. Diğer taraftan, konu ekonomi olunca Tükiye’nin içerisinde bulunduğu durumun hiç de iç açıcı olmadığını söylesek yanılmış olmayız sanırım. Salgınla birlikte küresel anlamda tüm ekonomiler etkilenmiş olsa da Türkiye halihazırda içinde bulunduğu ekonomik dar boğazda bir de bu krizle karşılaşınca bocalamış görünüyor. Bunun en büyük göstergesi ise açıklanan ekonomik paketlerin yetersizliği ve dünyanın geri kalanına kıyasla açıklanan ekonomik paketlerin küçüklüğü. Nisan ayına kadar açıklanan ekonomik destek paketlerinin ülkelerin milli gelirleri içerisindeki yüzdelerine bakıldığında G-20 ülkeleri için karşımıza çıkan tablo şöyle;[8]

g-20 ülkelerınce corona vırüs ekonomı destek paketlerının gsmh'ya orani (

Salgının ekonomi üzerindeki etkilerini hafifletmek amacıyla işten çıkarmanın yasaklanması, kısa süreli çalışmalarda maaş desteği, SGK prim ödemelerinde erteleme ve ücretsiz izne çıkarılanlara maaş desteği gibi pek çok adım atıldı. Ancak bu adımların çoğu ekonomideki kötü gidişatın önüne geçebilmiş gözükmüyor. Resmi rakamların daha sonraki süreçte açıklanması sebebiyle gerçek tabloyu ilerleyen aylarda daha net görebileceğiz. Dünya gazetesi yazarı H. Bader Arslan’ın yazısında paylaştığı dikkat çeken verilerden bazıları şöyle: [9]

  • Sanayi üretiminde kapasite kullanımı Nisan ayında %61,9‘a geriledi. Bu oran 2007’den beri gördüğümüz en düşük oran.
  • Tüketici güven endeksi Nisan ayında 54,9‘a geriledi. Bu seviye 2004 yılından beri görülen en düşük seviye.
  • İhracat rakamları Mart ayında %18 geriledi. İSO’nun açıkladığı ihracat iklim endeksi 2008 krizindeki seviyelerin bile altına indi.
  • Şubat başında 90 milyar doların üzerinde olan brüt dolar rezervi 17 Nisan itibariyle 54 milyar dolara geriledi.

2. Koronavirüs ve Karantina Sürecinin Psikolojik Etkileri

Psikoloji alanında çalışan bir grup bilim insanı tarafından yapılan araştırmada[10] insanların ihtiyaç duydukları psikolojik desteği bulamadıkları ve bu durumun uzun vadede ciddi sıkıntılara sebep olabileceği söyleniyor. Özellikle çocuklar ve ön hatta mücadele veren sağlık çalışanları gibi grupların bu salgın süresince ve sonrasında psikolojik anlamda özel bir ilgiye ihtiyaç duyacaklarının altı çiziliyor. Makalenin yazarlarından olan Prof. Rory O’Connor ise konuyu şu sözlerle anlatıyor:

“Artan sosyal izolasyon, yalnızlık, sağlık kaygısı, stres ve ekonomik kriz insanların zihinsel sağlığına ve esenliğine zarar gelmesi açısından oldukça tehlikeli bir ortam yaratıyor.”

Aynı araştırmada bahsi geçen bir diğer veri ise 2003 yılındaki Sars salgınında 65 yaş üzerindeki kişilerin intihar oranlarının %30 arttığı. [10] Bu veri ürkütücü olduğu kadar da endişe verici bir gerçeği önümüze getiriyor. Tüm bu ekonomik gelişmelerin yanında akıl sağlığımızı da korumanın ne kadar elzem ve değerli olduğunu görüyoruz.

2a. Salgının Evreleri

Avustralya Psikologlar Derneği Başkanı Anne Marie Collins salgınla birlikte gelen evde kalma sürecinin duygusal durumumuza etkisini 5 farklı aşama altında inceliyor.[11]

Corona salgınının psikolojik etkileri

Collins, ilk aşamanın inanmama/reddetme olduğunu söylüyor. Hayatımızdaki rutinin bir anda değişmesi ve alışkanlıklarımızı bir anda kaybetmemizi bir yakınımızı kaybettiğimizdeki kabullenmeme sürecine benzetiyor. “Nasıl bu hale geldik bir anda ya inanamıyorum!..” cümlesi aslında bu aşamayı bi’ hayli iyi açıklıyor. İkinci aşama ise öfke. İnsanlar alıştıkları düzenden koparılmaktan hoşlanmaz. Bu nedenle de olayı idrak etmeye başladığımız ilk anlarda karşımıza çıkan duygu öfkedir. Üçüncü aşama ise üzüntüdür. Özellikle uzun süre evde kaldıktan, hele ki ailemizi, sevdiklerimizi göremediğimiz süre uzadıktan sonra öfke yerini derin bir üzüntüye bırakır. Dördüncü aşamada ise artık durumu kabullenmeye başlarız. Evde yeni rutinler oluşturup bu rutinlere ayak uydururuz. Böylece içinde bulunduğumuz durumu kabulleniriz. Beşinci ve son evrede ise Collins’in deyimiyle beynimizi uçuş moduna aldığımızdan optimist bir havaya bürünürüz. Bu süreç sonrasında her şeyin çok daha güzel olacağını düşünür ve kendimizi rahatlatırız. [11]

2b. ‘Evde Kal’dık da Neler Değişti?

Evde kalınan süre boyunca herkesin yemek yapmaya giriştiğini ve evde egzersizler yapmaya başladığını gördük. İnsanlar evde sıkıldıkları bu sürede sosyal medyada daha fazla zaman geçirmeye başladılar. Mart ayında yapılan bir çalışmaya göre dünya genelinde internet kullanıcılarının internette zaman geçirdikleri konularda gerçekleşen artışlar aşağıdaki tabloda yer alıyor.[13]

İnternette Geçirilen Zamandaki Artış

Özellikle haber izlenmeleri, Netflix gibi video platformları ve Instagram gibi sosyal medya kanallarında çok ciddi artışlar olduğunu görebiliyoruz.

‘Evde Kal’ süreci ile birlikte tüm dünyada salgının önü alınmış ve vaka sayılarında ciddi bir düşüş sağlanmış gözüküyor. Diğer taraftan bu durumun insan psikolojisi üzerinde ciddi negatif etkilere sebep olduğunu da gözden kaçırmamak gerekir. Ellen Scott Metro.co.uk’daki yazısında bu durumla alakalı şunları söylüyor:[12]

“İzolasyonda zaman geçirmek ve sosyal mesafe önlemlerini takip etmek hastalığın yayılmasını yavaşlatabilir, ancak aynı zamanda depresyon, kaygı bozukluğu, uyuşturucu ve aşırı alkol kullanımı, aile içi şiddet ve çocuk istismarı artışına da sebep olabilir.”

Bu açıdan bakıldığında evde kalmanın herkes için olmasa da toplumun bir kısmı için çok acı sonuçları da olabileceğini düşünmeliyiz.

3. Tüketici Davranışları ve Koronavirüs Salgını

Bu konuya tüketici davranışı nedir sorusuyla başlayalım. Vikipedia’daki tanıma göre, tüketici davranışı, bireylerin, grupların veya kuruluşların ve bu faaliyetlerden önce gelen veya takip eden tüketicinin duygusal, zihinsel ve davranışsal tepkileri de dahil olmak üzere, mal ve hizmetlerin alımı, kullanımı ve elden çıkarılması ile ilgili tüm faaliyetlerin incelenmesidir. [14] Diğer bir deyişle, tüketici davranışlarının incelenmesi; satın alma kararının alınmasının motivasyonlarından başlayan ve tüketim sonrasındaki tecrübe ve tecrübe aktarımı süreçlerine kadar uzanan geniş bir kavramdır.

Salgın ile birlikte tüketimin en temel kaynağı olan ‘ihtiyaç’ kavramı ciddi anlamda boyut değiştirdi. Bunun ekonomik ve sosyal pek çok sebebi var. Evden çıkmadığımız için elbise, güneş gözlüğü, ayakkabı almamız, ekonomik durumdaki belirsizlik sebebiyle yatırımları ertelememiz ya da işsiz kaldığımız için temel gıda dışında harcayacak para bulamamamız gibi örnekleri çoğaltabiliriz. Şu sıralar yaşadığımız bu örnekler salgın bittiğinde nasıl örneklere evrilecek ve tüketici alışkanlıklarında geçici ve kalıcı olarak neler değişecek hadi gelin birlikte bakalım.

3a. Tüketici Davranışlarını Etkileyen Faktörler

Bir şeyi satın almaya karar verirken sadece ihtiyaçlarımızdan tetiklenmeyiz. Bunun yanı sıra tüketim ihtiyacını yaratan ve bizi satın almaya yönlendiren pek çok faktör vardır. Yıllar ilerledikçe bu ihtiyaçları yaratan faktörler de faktörlerin etkileri de değişen dünya ile beraber değişmektedir. Birçok değişkenin olduğu bu denklemin girdilerinde yaşanan değişimler, direkt olarak çıktı olan tüketimi etkiler. Tüketim davranışlarını etkileyen faktörlerle ilgili uzmanlar tarafından en çok kabul gören şu tabloyu birlikte inceleyelim. [15]

Tüketici Davranışlarını Etkileyen Faktörler

Bu faktörlere daha yakından baktığımızda satın alma kararlarına olan etkilerinde önceden gerçekleşmiş bazı değişiklikleri görebilirsiniz. Örneğin, referansın satın alma kararındaki etkisi bugünlerde sosyal medya fenomenleri olan influencerlar kanalı ile markalar tarafından oldukça fazla kullanılıyor. Gelelim içinde bulunduğumuz salgının bu tabloda hangi konuları nasıl etkilediğine.

Bu tabloda yer alan çoğu faktör salgından etkilendi ancak bazıları diğerlerine göre çok daha fazla etkilendi. Gelir, yaşam tarzı, motivasyon ve ekonomi başlığa altında yer alan tüm maddeler salgının en çok dokunduğu faktörleri oluşturuyor. Salgın ile birlikte pek çok insan gelirini kaybetti veya gelirinde azalma yaşadı. Bu sebeple, insanlar artık alışveriş yaparken ‘olsa iyi olur‘ seviyesinden ‘kesinlikle almalıyım‘ seviyesine gerilediler. Bütün zamanlarını evde geçiren insanlar kıyafet ve kozmetik gibi harcamalar yapmak için motivasyonlarını kaybettiler. Bu bireysel sıkıntıların yanı sıra salgın şirketlerin de verdikleri satın alma kararlarını etkiledi. Örneğin, Maslak’ta bulunan bir restoran, ofisler kapalı olduğundan iş yapamadı, restoran iş yapamadığı için baskı siparişi vermedi ve matbaa da iş yapamadı, matbaa iş yapamadığı için yeni makine alma planını erteledi derken bu zincir tüm iş dünyasının satın alma kararlarını da etkilemiş oldu.

3b. Koronavirüs ile Üretim Ekonomisi

COVID-19 salgını ile birlikte herkesin Instagram hikayelerinde yemek yaparken, bir şeyler tamir ederken ve bir yerleri boyarkenki hallerini gördük. Sağlık gerekçesiyle ya da çoğu restoran kapalı olduğundan insanlar yemek sipariş etmek yerine yemek yapmaya başladılar. Bir şeyi hazır almak ya da başka birine yaptırmak yerine kendileri yapmayı tercih ettiler. Bir anda hizmet sektöründen karşılanan pek çok ihtiyaç tüketiciler tarafından yapılmaya başlandı. Bu değişikliğin en önemli sebeplerinden biri dışarı çıkmama çağrısı ve kapalı iş yerleri olmakla beraber evde geçirilen fazlaca vakit ve can sıkıntısı. Yıllardır mutfağa girmeyen insanların bir anda aşçı kesilmelerine bakınca salgın sonrası herkesin tekrardan yemek sipariş vermeye başlayacağını düşünüyor musunuz?

Bu süreçte tüketim alışkanlıkları ve ihtiyaçlar öylesine değişti ki pek çok konuda tüketici olan bireyler artık birer üretici rolü üstlenmeye başladı. Dünyada son yıllarda yükselen bir trend olan üretim ekonomisi bu salgınla birlikte geniş çaplı bir test vermiş oldu. Görünen o ki hem bireyler hem de devletler için kendi ihtiyacını üretmek ilerleyen süreçte de çok daha hatırı sayılır bir seçenek olarak karşımıza çıkmaya devam edecek.

3c. Tüketici Davranışlarındaki Değişikliğin İş Dünyasına Etkisi

Tüketici davranışlarındaki değişiklik B2C(business-to-customer) firmaları ilk günden bu yana değişen şiddetlerde etkiliyor. B2C firmalardaki etki doğrudan tüketicinin ihtiyacının değişmesi ve satın alma kararının veriliş şeklinden etkileniyor. Diğer taraftan, B2B(business-to-business) işletmelerde etkiler salgının Türkiye’ye gelmesinden de önce başladı ve salgının bireysel tüketici üzerindeki etkisi kalktıktan sonra bile devam edecek. Salgının Türkiye’ye gelmesi öncesinde pek çok firma satın alma kararlarını askıya alarak önlemler almaya başladı. Tabii bu satın almalar çoğunlukla B2B iş yapan firmalardan yapılacaktı. Tüm firmaların tekrardan yatırım yapması için önce bireysel tüketicilerin satın almaya başlaması, ardından yaşanan maddi kaybın giderilmesi ve son olarak da tekrar kurumsal satın alma yapılacak ekonomik güven ortamının sağlanması gerekiyor.

4. Koronavirüs Salgını Bittiğinde Ne Olacak?

Koronavirüs salgının bitmesi dendiğinde iki aşamaya ayırmak ve o şekilde incelemek gerekir. Birincisi, evde kalma çağrısının sona ermesi, ikincisi ise aşının bulunarak herkes için ulaşılabilir hale gelmesi.

İnsanların evde kalma sürecine dair önlemler hafiflediğinde ve insanlar iş yerlerine, alışveriş merkezlerine dönmeye başladığında bazı tüketim alışkanlıklarımız geri gelecek. Buradaki ilk örneği kıyafet ve kozmetik için yaptığımız harcama kalemleri oluşturuyor. Birçok insan tekrardan sosyal hayata karışarak sosyalleşmeden evrilen tüketim alışkanlıkları ile tekrar buluşacak. Ancak, bu salgın sürecinde işini kaybeden veya gelirinde azalma yaşayanlar için işlerin tekrar yoluna girmesi ekonomik atmosferin iyileşmesini gerektirecek.

Salgının tam manasıyla bitmesi anlamına gelen aşının bulunması ve herkes için ulaşılabilir hale gelmesi süreçlerinden sonra ise bazı tüketim alışkanlıklarımız geri gelecek ancak bazıları ise tamamen şekil değiştirecek ve yerini başka alışkanlıklara bırakacak. Özellikle yukarıda belirtilen üretim ekonomisi öne çıkacak en iddialı adaylardan biri olarak düşünülüyor.

4a. Geçici Tüketim Alışkanlıkları

Salgın sonrasında insanlar bir süre eski alışkanlıklarına dönmek yerine salgın döneminde yeni edindikleri çözüm yöntemleri ile hayatlarına devam edecekler. Örneğin, salgın boyunca evde yemek yapan insanların bir kısmı salgın sonrasında da yemek sipariş etmek yerine evde yemek yapmaya devam edecekler. Ancak, salgın öncesi evde yemek yapma motivasyonunun önündeki engel olan zamansızlık ve zorlanma gibi etmenler tekrar hayatımıza girdiğinde o eski yemek sipariş etme alışkanlığı birçoğumuz için geri gelecek. Ya da evde saçını kesmeye başlayanlar 3 ay sonra gelen kötü yorumlara dayanamayıp kuaförlerin yolunu tutacaklar. Kısaca bu salgın sürecindeki hayat koşullarımızla kazandığımız yeni alışkanlıklar bundan sonraki hayat koşullarımıza uyum sağlayamazlarsa yerlerini yeni tüketim alışkanlıklarına bırakacaklar.

4b. Kalıcı Tüketim Alışkanlıkları

Salgın ile birlikte değişen bazı tüketim alışkanlıkları ise artık hep bizimle gelmeye devam edecek. Geçici tüketim alışkanlıklarındaki evde yemek yapma örneğinden gidersek, evde daha önce yemek yapmamış biri evde yemek yapmanın o kadar da zor olmadığını ve maliyet açısından da avantajlı olduğunu görerek salgın sonrasında da yemek sipariş etmek yerine evde yemeklerini yapmaya devam edebilir. Ne kadar insanın salgın zamanında kazandığı yeni alışkanlıkları devam ettirebileceğini tahmin etmek çok da kolay değil. Ancak bir kısmın tüketim alışkanlıklarını tamamıyla değiştireceğini ve tüm ekonomik dinamikleri yerinden oynatacağını biliyoruz. Kimler için ne kadar sürede nelerin değişeceğini ise zaman gösterecek.

4c. Her Şey Nasıl Normale Dönecek?

Bu sorunun cevabını şöyle vermek mümkün; hiçbir şey eskisi gibi olmayacak ama yeni normal ancak aşının herkese ulaştırılmasından sonra mümkün olacak. Tüketim alışkanlıklarının ve ekonomik dengelerin değiştiği bir dünyada her şeyin eskiden olduğu gibi devam etmesini bekleyemeyiz. Bu koşullar altında bireyler, firmalar ve ülkeler için çıkartılacak farklı dersler ve alınacak farklı önlemler bulunuyor.

Bireyler için;

Önümüzdeki dönemde yapacağınız her harcama için ince eleyip sık dokumakta fayda var. Salgının ilk aşaması geçmeye başlasa da önümüzdeki dönemde dünyayı ciddi ekonomik sıkıntılar bekliyor. Bu ekonomik sıkıntı ihtimalini göz önünde bulundurarak bir kenarda birikiminiz olması sizi olası kriz durumlarında çok daha avantajlı konuma getirecektir. Salgınla birlikte değişecek olan iş dünyası size yeni imkanların da kapılarını açabilir. Gelecekte daha çok ihtiyaç olacak yetenek setlerini araştırmaya ve öğrenmeye hemen başlayabilirsiniz.

Firmalar için;

Özellikle B2C firmaların bu dönemde müşterilerinin yanında olması ve daha samimi bir dijital iletişim kurması önemliydi. Eğer firma olarak bu konuda eksik kaldığınızı düşünüyorsanız bir şeyleri düzeltmek için hala zamanınız var. B2B faaliyet gösteren firmalar müşterilerine destek olacak fırsatlar sunabilir (uzatılan ödeme vadeleri gibi), aramalar yaparak krizin müşterileri üzerindeki etkileri öğrenmeye çalışarak her durumda onların yanlarında olduklarını gösterebilirler. Dijitalleşme fırsatı olan her firma için artık zaman tükeniyor. Bu anlamda dönüşümün tamamlanması adına tüm çalışmaları yapmalısınız.

Ülkeler için;

Önümüzdeki dönemde ülkelerin daha içe kapalı ve kendi kendine yeten bir ülke olma yolunda önemli çalışmalar yapacağı söyleniyor. Eğer dünya bu denli kapalı ekonomilere yönelirse, hızlı gelişme uğruna üretime yatırım yapmak yerine ihracata yönelen devletleri zor günler bekliyor. İlerleyen yıllarda ülkelerin fark yaratacağı ve en çok odaklanacağı alanlar tarım ve teknoloji gibi görünüyor. Bu sebeple, gelecekte başarılı bir ülke olmak için yerli tohum üretimi, çiftçi destek paketleri, yazılımcı yetiştirmek ve teknoloji girişimlerine yatırım yapmak gibi hamleler çok faydalı olacağa benziyor.

5. Sonuç

Yukarıda bahsettiğimiz konuları kısaca özetlemek gerekirse, Koronavirüs salgını ekonomi, psikoloji ve tüketim alışkanlıkları üzerinde çok önemli değişikliklere sebep oldu. Tüm dünyada GSYH bazında yaşanacak kaybın en iyi senaryoda 76 milyar dolar olması bekleniyor. Ayrıca ekonomik etkilerin çok daha azının yaşandığı ve ilerleyen aylarda çok daha ağır hasarların gün yüzüne çıkacağı söyleniyor. Bu zararların içerisinde tedarik zincirinin kırılması, işsizliği rekor seviyelere ulaşması ve yıllanmış şirketlerin tarihin tozlu sayfalarına gömülmesi gibi çok önemli gelişmeler de bulunuyor. Tüm dünyada bunlar olurken Türkiye’nin ise içinde bulunduğu ekonomik dar boğazdan nasıl çıkacağı ise akılları kurcalayan bir diğer soru. Gelişmekte olan bir ülke olması sebebiyle Türkiye, içe kapanan dünya ekonomileri ile birlikte gelecek dönemde bi’ hayli zorlanacağa benziyor.

Yaşanacak ekonomik sıkıntıların yanında insanlar da ciddi bir psikolojik sınav veriyorlar. Hem değişen hayat rutinleri hem de değişen ekonomik koşullar pek çok insanı olumsuz yönde etkiledi. Evde kal süreci bittikten sonra tekrar eski hayatımıza yeni sosyal mesafe kuralları ile birlikte adapte olmaya çalışmak da yeni psikolojik problemleri beraberinde getirecek. Bu dönemde pek çoğumuzun psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğu veya duyacağı bir gerçek. Özellikle çocuklar, sağlık çalışanları ve yaşlılar için bu dönem oldukça yıpratıcı. Bu nedenle de bahsettiğimiz gruplar psikolojik desteğe en çok ihtiyaç duyan gruplar.

Koronavirüs hayatımızı değiştirdiği gibi tüketim alışkanlıklarımızda da geçici ve kalıcı bazı değişikliklere sebep oldu. Bu değişikliklerle birlikte birçok insan daha önce tüketici olarak çözdüğü ihtiyacına üretici olarak çözümler üretmeye başladı. Bu tutum gelecekte daha da güçlenmesi beklenen üretim ekonomisini çok daha değerli kılıyor. Bu dönemde yaşadığımız deneyimler ileride yapacağımız harcamalarda iki kere düşünmemize ve tüketim ekonomisi yerine üretim ekonomisine yönlenmemize sebep olacak gibi görünüyor.

Tüm bu yazıda dünyanın farklı yerlerinden kaynakları okuyarak edindiğim bazı bilgileri kendi düşünce süzgecimden geçirerek sizlerle paylaşmaya çalıştım. Yazı biraz uzun oldu o nedenle sürç-i lisan ettiysek affola.

Herkese sağlıklı günler dileğiyle,

Esen kalın.

6. Referanslar

  1. https://www.statista.com/statistics/1102915/covid-19-forecasted-real-gdp-growth-g20-countries/
  2. https://www.statista.com/statistics/1102971/covid-19-monetary-global-gdp-loss-scenario/
  3. https://unctad.org/en/pages/newsdetails.aspx?OriginalVersionID=2297
  4. https://www.rolandberger.com/en/Point-of-View/Coronavirus-Current-status-and-economic-impact-forecast.html
  5. https://www.irishtimes.com/business/transport-and-tourism/thousands-of-jobs-to-be-cut-at-ryanair-and-aer-lingus-due-to-covid-19-1.4242639
  6. https://www.bbc.com/news/health-52354520
  7. https://www.aljazeera.com/indepth/opinion/coronavirus-signal-capitalism-200330092216678.html
  8. https://www.statista.com/statistics/1107572/covid-19-value-g20-stimulus-packages-share-gdp/
  9. https://www.dunya.com/ekonomi/bir-bakista-covid-19un-ekonomiye-etkileri-haberi-468788
  10. https://www.thelancet.com/pdfs/journals/lanpsy/PIIS2215-0366(20)30168-1.pdf
  11. https://www.dailymail.co.uk/femail/article-8190399/The-five-emotional-stages-coronavirus-lockdown-impact-mental-health.html
  12. https://metro.co.uk/2020/04/10/life-coronavirus-lockdown-devastating-impact-mental-health-12539433/
  13. https://www.statista.com/statistics/1106766/media-consumption-growth-coronavirus-worldwide-by-country/
  14. https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCketici_davran%C4%B1%C5%9F%C4%B1
  15. https://www.researchgate.net/publication/316429866_Factors_affecting_consumer_buying_behavior

Yorum Yazın

Yorum yazmak için tıklayın